ABD ve İranlıların anlaşmasındaki sağlam söz

ABD ve İranlıların anlaşmasındaki sağlam söz

28 Ağustos 2022 0 Yazar: admin

Bu yazının yazıldığı sırada İran, kendisi yanıtını iki gün geciktirmiş olsa da ABD’nin yeni ortak fiil planına dair görüşlerine cevap almış olacak.

Kısaca bu satırlar gün ışığına çıktığında İran da buna kendi yanıtını vermiş olabilir.

Buradaki sual şu: İran’ın yanıtından sonrasında ABD-İran durumuyla ilgili görüş ve teşhis farklılaşacak mı?

Kuşkusuz gerçek şu ki, fazlaca değişik olmayacak. Şimdi bir Amerikan-İran manevraları sahnesi yaşanıyor.

Her iki taraf da aralarındaki inkâr edilemeyecek belirli bir güvensizlik durumu gölgesinde, ötekinin zararına mümkün olduğunca fazla oranda pragmatik çıkar elde etmek istiyor.

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

İran’ın, Biden yönetimiyle bir anlaşmaya varmakta çıkarı var benzer biçimde görünüyor. Onun için en büyük yıkım Trump’ın dönüşü olabilir ve bu yüzden 2015 anlaşmasını tekrarlama umuduyla zaman içinde yarışıyor.

ABD tarafında ise internasyonal kutup çatışmaları oyunu, bilhassa yükselen Doğu Asya’ya yönelik kapsamlı ve birleşik bir İran taraflılığını kaçırmayacağında, İran’ı, Rus-Çin ekseninden uzaklaştırmaya yönelik derin bir talep var.

Dahası, Biden yönetiminin üstün olduğu bir siyasal pazarlık, ara dönem Kurultay seçimlerine ortalama 60 gün, başkanlık seçimlerine ve arkasından Başkan Biden’ın tekrardan seçilme hayallerine iki yıl kala Demokratlara ek puan kazandırabilir.

Ne var ki derinlemesine bir okuma bizlere, İran’ın, ABD’nin mukadderatı ile oynadığını ve yaşamış olduğu iç çelişkileri kullandığını söylüyor.

Washington bunun bilincinde değilse bu bir yıkım, eğer farkındaysa ve görmezden geliyorsa bu da bir yıkım.

Amerikan fikir kuruluşları ve danışma servisleri, İran’ın gerçek kimliğinin, Vestfalyan bir oluşum değil, teolojik bir devlet bulunduğunun, bir devlet mi yoksa devrim mi olduğu sorusuna bugüne dek bir yanıt vermediğinin bilincinde.

Bu açıdan İran’ın nükleer tabanca edinme hayalinden vazgeçeceğine inanılamaz. Olan tek şey, İran’ın zamana oynaması, Avrupalıların ve Amerikalıların “stratejik sabır” olarak adlandırdıkları maraton müzakerelerle enerjilerini tüketmeye çalışmasıdır.

Ayrıca kendisi uranyum zenginleştirme oranlarını yükseltmeye devam ediyor, son teknoloji santrifüjler ediniyor, bilimsel ve bilişsel sonuçlara varıyor.

Tamamı, genel olarak Batı ve hususi olarak ABD ile en yakın çekişme dönemecinde çalışmalarını tekrardan başlatmasını güvence ediyor.

Burada okuyucunun aklına şu sual geliyor:

Amerikan topraklarında bir terörü ağı oluşturmakla ilgilenen İranlılarla herhangi bir teması reddeden Cumhuriyetçi Parti ve sembollerinin yönetime geri dönmelerine dair korkuları bir kenara bırakırsak, İranlıları Amerikalılarla anlaşmaya varma arayışına iten sebep nedir?

İranlıların gözleri önünde iştah açıcı bir havuç sallanıyor benzer biçimde görünüyor ve yeni antak kalma ile de bu havucu elde etmeyi dört gözle bekliyorlar.

Washington’daki “The Foundation for Defense of Democracies” (Demokrasileri Koruma Vakfı) tarafınca atıfta bulunulan bu havuç, ortalama 7 yıl sonrasında, şu demek oluyor ki 2030’da 1,3 trilyon doları aşacak bir mali netice şeklinde cisimleşecek.

Bu miktar şu şekilde dağılıyor:

  • 131 milyar dolar dondurulmuş dış biriki.
  • 507 milyar dolar petrol geliri.
  • 365 milyar dolar petrol dışı gelir.
  • İthalat maliyetlerinde 72 milyar dolarlık azalma.

Herhangi bir sağduyulu gözlemci, İran’ın bu kadar fazla parası olması halinde ne yapabileceğini, bunun ülke içindeki askeri planlarına, dışarıda milislerine verdiği desteğe direkt ve dolaylı tesirini sorgular.

Bu finansal bolluğun, Humeyni’nin nükleer tabanca sahibi olmanın caiz olmadığına dair fetvası benzer biçimde düzmece dogmatik sloganların arkasına gizlenmiş hayalini gerçekleştirmeye teşvik edip etmeyeceğini merak eder.

İran hayalinden vazgeçmeyecek, uzun bir yol kat etti ve bitiş çizgisine yaklaştı. Ayrıca devamlı ve mekânda hileli ve kaçamak oynadı.

Buna inanmayanlar, Internasyonal Atom Enerjisi Kurumu müfettişlerinin denetimlerinin 2015 anlaşmasında belirlenen tesis ve mekanları aşarak genişletilmesi fikrini reddeden İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami’nin şu açıklamasına bakabilir;

Geçmişte kabul ettiğimiz nükleer kısıtlamalara bağlıyız. Ne bir fazla ne bir tamamlanmamış.
 

İslami, İran’da beyan edilmemiş nükleer tesislerin varlığı mevzusunda kesinlik noktasına ulaşan kaygı ve şüphelere yalnızca Amerikalıların haiz olmadığını iyi biliyor.

İran’dan kendisi tarafınca beyan edilmemiş 3 bölgede zenginleştirilmiş uranyum izlerinin varlığına dair ikna edici açıklamalar ve cevaplar vermesini talep edenler bizzat Internasyonal Atom Enerjisi Kurumu müfettişleri.

İran ise, bu mevzuyla ilgili soruşturmanın durdurulmasını talep ediyor. Bu da, Viyana’daki görüşme odalarında söylenenlerin başka, İran topraklarının dağlarında, mağaralarında, yataklarındaki gerçek durumun tamamen başka bulunduğunu teyit ediyor.

Başkan Biden yönetimi, Amerikalıların gözünde, İran’ın nükleer anlaşmaya dönmesinin onu denetim altında tutacağına dair bir görüntü yaratmaya çalışıyor.

Bilhassa de İran’ın antak kalma gereği haiz olduğu 300 kilogramı aşan zenginleştirilmiş uranyum miktarının çekilmesini, resmî açıklamalara nazaran yüzde 60 eşiğine ulaşan ve yakında yüzde 90’a erişmesi uzak küçük bir ihtimal olmayan zenginleştirme oranının yüzde 3,67’yi geçmemesi icap ettiğini kabul etmesinden sonrasında.

En azından bu aşamada silahlı seçeneğin mevcut olmaması ışığında Washington, zayıf ve istikrarsız bir konumda görünüyor. İran’ın roket programı ile insansız hava araçları dosyalarının yeni anlaşmaya dahil edilmesini reddetmesi bunun en iyi kanıtı.

Her halükârda, İran’ın niyetleri, bir antak kalma olsun ya da olmasın, değişmeden aynı duracak. Üçüncü bir taraf ani bir felakete sebebiyet vermedikçe, bölge ülkeleri bu durumu bir tüm olarak ulusal güvenlik kapasitelerine uygun bir halde değerlendirmeliler. Yarın uzak değil.

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Independent Türkçe için çeviren: Beyan İshakoğlu

Şarku’l Avsat