Doğan Hasret’in peşinden | Independent Türkçe

3 Ekim 2022 0 Yazar:

Ülkemizin kıymetli felsefecilerinden Prof. Dr. Doğan Hasret 78 yaşlarında maalesef aramızdan ayrıldı.

Doğan Hasret Hocamızla, “Assos’ta Felsefe” belgeselinin çekimleri vesilesiyle tanışmıştık.

Prof. Dr. Örsan K. Öymen’in ilkin hayalini kurup ardında da yaşama geçirdiği Assos Felsefe Akademisi, Cumhuriyet tarihimizde felsefe alanında gerek ulusal gerekse de internasyonal düzeyde, uzun senelerdir tertipli olarak meydana gelen bir etkinliktir.

İşte bu etkinliğin belgeselini çekmeye karar vermiş ve bu çerçevede Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin o tarihlerde Galata bölgesinde yer edinen merkezinde Doğan Hocamızla da bir çekim gerçekleştirmiştik.

Bu çekimin peşinden Doğan Hoca’yla çeşitli tarihlerde yiyecek programlarında bir araya geldik.

Hafızamda kalıcı bir iz bırakan söz mevzusu yiyecekleri düzenleyen kıymetli felsefecimiz ise Örsan Öymen’di.

Bu yemeklerde masada süre giden söyleşi o denli keyifli ve akıcıydı ki dönemin iyi mi geçtiğini anlamıyorduk.

Sanırım insanoğlu keyifli zaman geçirdiklerinde vakit onlara daha süratli akıyor şeklinde görünüyor.

Aslen yaşam da öyleki. Gerçi yaşamın her anının keyifli olduğu söylenemez. Gene de gündelik koşuşturmaların içinde yaşamın iyi mi da hızla akıp gittiğini kimi vakit unutuyoruz.

Hepimiz bilincinde olsak da olmasak da yaşam akıp gidiyor. Kim bilir hızla akıp giden bu yaşamı anlamlı kılacak şeylerin başlangıcında geride bıraktıklarımız geliyordur.

Doğan Hoca geride pek oldukça yaratı bıraktı. Hermaneutik ve kültür bilimleri alanlarındaki çalışmalarıyla devletimizde her geçen gün gelişmekte olan felsefeye oldukça kıymetli katkılar icra eden Doğan Hasret, hem de pek çok da fazla talebe yetiştirdi.

Evet, Cumhuriyet periyodu felsefe tarihimizdeki yerini alan Doğan Hasret biyolojik olmasa da eserleriyle yaşamaya devam edecektir.

Türkiye’de felsefenin gelişimine büyük katkı icra eden hocamızı daima saygıyla anacağız. 

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Felsefe, üstünde yaşadığımız bu topraklar için deyim yerindeyse yaşamsal bir öneme haizdir.

Eleştirel ve sorgulayıcı fikir denildiğinde asla kuşkusuz akla ilk felsefe gelir.

Yalnız eleştirel ve sorgulayıcı fikir maalesef kültürümüzde kendisine pek yer bulamamaktadır.

O denli ki toplumuzda eleştirinin kimi vakit hakaret şeklinde algılandığına tanıklık ediyoruz.

Oysa Anadolu’nun felsefenin doğduğu topraklar bulunduğunu ve tarihte malum ilk filozofun bugünkü Aydın’ın Didim İlçesi’nde Akkoy’un 5 kilometre kuzeyinde ve Balat Köyü yakınında yer edinen Miletos kentinde yaşamış olan Thales bulunduğunu biliyoruz.

Iyi mi oluyor da felsefenin doğduğu ve geliştiği bir coğrafyada eleştirel ve sorgulayıcı fikir yeterince gelişemiyor?

Üstelik eleştirel ve sorgulayıcı fikir fert olmanın eğer olmazsa olmaz koşuludur.

Dahası eleştirel ve sorgulayıcı fikir gelişmeden devletimizde tabiri caizse birinci derslik bir demokrasinin varlığından söz etmemiz mümkün olmayacaktır.

Eleştirel ve sorgulayıcı fikir gelişmediği sürece toplumumuzun yaratıcı toplumların ürünlerinin “alıcı”sı olmaya mahkûm kalacağını da varsayabiliriz.

Evet, bu sıralama daha da uzatılabilir. Sonuçta bu listenin bizlere verdiği bildiri açıktır. Felsefe bu topraklar için nefes almak kadar önemlidir. 

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.