Tehlikeli sonuç gün… Putin cuma günü Ruslara ne söyleyecek?

Tehlikeli sonuç gün… Putin cuma günü Ruslara ne söyleyecek?

28 Eylül 2022 0 Yazar:

Dünya, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in cuma günü Rusya parlamentosunun ortak oturumuna hitap etmesini büyük bir endişeyle bekliyor. Zira Moskova’nın birçok yönden şaibeli olan referandumlarını başlatmış olduğu dört Ukrayna bölgesi olan Donetsk, Lugansk, Herson ve Zaporijya’nın ilhak sürecinin başladığını duyuracağı yönünde spekülasyonlar var. Sadece endişenin tek sebebi bu değil. Söz mevzusu adımın Rusya’nın iç durumuna ve genel olarak Ukrayna ve Batı ile gittikçe kötüye giden çatışmaya ağır bir gölge düşürecek büyük yankıları olacağı düşünülüyor.
 

Bu bölüm, mevzuyla ilgili referans noktalarını ihtiva eder. (Related Nodes field)

Dört bölgedeki referandumların başlamasından iki gün sonrasında 25 Eylül akşamı, Devlet Duması’ndaki Rus milletvekilleri ve Federasyon Konseyi üyeleri büyük bir gelişme için hazırlanılması yönünde talimatlar aldılar. Rusya Devlet Başkanı’nın konuşmasını dinlemek için Kremlin’de bir toplantı yapıldığı bildirildi.

Bu konuşmanın gidişatına ilişkin beklenen senaryolar açık ve belli görünüyor. Putin’in 16 Mart 2014’te Rusya parlamentosu önünde yapmış olduğu konuşmanın senaristliğinin neredeyse birebir tekrarını anımsatıyor. Söz mevzusu tarihte Putin, ‘zamanı’ bir brifing içeren ve atacağı adımın gerekliliklerine ilişkin oldukça sayıda işarete yer verdiği uzun bir girizgâh yapmış, peşinden Kırım’ın ilhakına ilişkin kararını duyurup halk temsilcilerinden kararın bir an ilkin uygulanmasını sağlamak için lüzumlu yasal ve hukuki işlemlere başlamalarını istediği can alıcı ana gelmişti.

O vakit parlamento iyi hazırlanmıştı. Ertesi gün, Kırım’ın ilhakı ve Rus topraklarında yeni bir yönetimsel birimin kurulması onaylanmıştı.

Bu sefer ki senaryo da tamamen aynı. İçindeki temel unsur, tarihsel anlatı ve Putin’in devam eden çatışmaya ilişkin görüşü tekrarlandıktan sonrasında, dört bölgede dün sonlanmış olan ve neticeleri iyi malum referandumlara dayanıyor.

Putin’in referandum sonuçlarının onaylandığını duyurması, Donbas ile ‘Rus hayatına’ ilişkin öteki bölgelerin vatandaşlarının isteklerine ‘yanıt’ verildiğini açıklaması ve böylece sekiz ay ilkin patlak veren savaştan bu yana en tehlikeli yolun kapısını aralaması planlanıyor.

Putin’in konuşmasından bigün ilkin 29 Eylül’de, Devlet Duması’nın meydana getirilen referandumların sonuçlarına dayanarak yeni bölgelerin Rusya’ya katılmasıyla ilgili yasa tasarılarını inceleyeceği gerçeğinden bu şekilde bir yola girileceği anlaşılıyor.

Sadece Putin daha başka ne söyleyebilir ve bu adımı devam etmekte olan çatışmayı iyi mi etkisinde bırakır?

Milletvekillerinin bir çok, zamanı bir vakaya şimdiden zemin hazırlandığı mevzusunda aynı fikir.

Kremlin, protokol açısından toplantının niteliğini hemen hemen belirlemedi. Putin, parlamentoya hususi taleplerle mi hitap edecek, yoksa parlamentodaki milletvekillerinin huzurunda ulusa mı hitap edecek?

Bu konuşmanın içeriğinden anlaşılacak. Konuşma yalnızca yeni bölgeleri ilhak etme fikrine odaklanmayıp, bununla birlikte Ukrayna’daki bir sonraki aşamada Rus hamlelerinin özelliklerini netleştiren yeni kararları içerebilir. En kötümser beklentilerden biri, konuşmanın kapsamlı bir seferberlik çağrısı içereceği ve kim bilir daha ilkin duyurulan kısmi seferberliğin uygulanmasındaki zorluklar sebebiyle artan Rus korkularının yanı sıra komşu ülkelere doğru geniş çaplı bir göç olması ışığında muhtemelen sıkıyönetim duyuru edeceği. Basında yer edinen bazı iddialara nazaran Putin, belli yaş gruplarının gezi etmesini engellemiş olan yada ülkeden ayrılmalarına ciddi engellemeler getiren bazı kararlar açıklayabilir. Sadece bu varsayımı doğrulayacak hiçbir kanıt yok. Dolayısıyla bu, Putin’in yeni biçimi ve içeriğiyle çatışmanın kapısını açarken ne kadar ileri gidebileceğini görmek için Rusların konuşmayı beklemek zorunda olduğu anlamına geliyor.

Buradaki ikinci mühim unsur, yeni toprakların ilhak edilmesi kararının, milyonlarca yeni vatandaşın devlete katılmasıyla ilgili bir takım yeni kanun ve yönetmelikle bağlantılı olmasıdır. Bu, ‘kurtarılmış’ toprakların büyük bir kısmı üstünde savaşların devam etmesiyle zor ve karmaşık koşullar altında yasal değişimler yapılmasını ve yeni hükümlerin yürürlüğe girmesini gerektiriyor. Tüm ‘yeni’ Rus topraklarını kapsayan Kırım merkezli yeni bir Rus federasyonunun kurulmasına ilişkin sızıntılar şimdiden gelmeye başladı. En milliyetçi ‘şahinlerden’ kabul edilen Dmitry Rogozin’in bu birime başkanlık edeceğine dair işaretler var. Sadece şu anda birçok Rus içinde geniş çaplı bir endişeye yol açan iç boyuttan daha mühim olan şey, atılması beklenen adımların Ukrayna’daki harbe yansımalarıdır.

Burada göze çarpan ilk unsur, Rusya’nın tamamen denetim altına alamadığı bölgeleri ilhak etmeye hazırlanıyor olması. Öteki bölgelere kıyasla nispeten ufak sayılan Luhansk bölgesinin ortalama yüzde 80’ini denetim etmesine karşılık, Donetsk bölgesindeki denetim alanı, 2014 senesinde askeri isyanın çıkmış olduğu sıradaki nüfuz dağılımına nazaran yönetimsel olarak bölge topraklarının yarısını geçmiyor (bazı tahminler bir tek üçte birine işaret ediyor).

Bu noktanın daha iyi anlaşılması için o devrin ayrılıkçılarının Rusya’nın yardımıyla bölgenin sınırı olan bölgelerine hakim olmayı başardıkları hatırlanmalı. Son yedi ayda bu bölgelerin belli bir dereceye kadar genişlemiş olmasına karşın, bölgenin yarısından fazlası üstünde mutlak denetim sağlayamadılar. Aynı durum, Rus kuvvetlerinin bir tek üçte ikisini denetim etmiş olduğu Zaporijya de ilgilendiriyor. İdari bölgelerin çoğunun Rus kontrolü altında olduğu Herson’da durum nispeten daha iyi görünüyor.

Burada dikkat çeken öteki bir unsur ise şu ki, Moskova ve bağlaşık kuvvetlerinin kontrolündeki bölgeler bile sakin kabul edilmiyor, tersine temas hatları süresince şiddetli çatışmalar görülüyor.

Bu, 21 Şubat’ta Rusya’nın Luhansk ve Donetsk’in bağımsızlığını tanımış olduğu ilk andan itibaren sorulan mühim bir suali gündeme getiriyor. Rusya sınırları nereye kadar?

Rus çevreleri, 2014’ten önceki yönetimsel sınırlara nazaran tam ilhaktan bahsediyor. Bu da Rusya’nın ileride mevcut temas hatlarının gerisindeki toprakların ‘işgal edilmiş’ bulunduğunu iddia edeceği anlamına geliyor.

Burada Moskova bir ikilemin içine giriyor. Birincisi, ‘Rus topraklarının’ tamamı kurtulana kadar savaşların devam ettirilmesi gerekliliği, ki son aylardaki savaşların seyri göz önüne alındığında bu oldukça maliyetli ve zor görünen bir şey. İkincisi ise Moskova’nın daha ilkin kendi topraklarına saldırılmasına müsaade etmeyeceği yönündeki açıklaması ile ilgili. Zira bu, söz mevzusu bölgelere yapılacak herhangi bir saldırının, direkt Rus topraklarına yapılmış süratli ve emin bir karşılık gerektiren bir askeri hücum teşkil edeceği anlamına geliyor.

Burada şu sual ortaya çıkıyor: Ya Ukrayna güçleri Rusya’nın bir parçası haline gelen topraklara hücum başlatmak için Batı silahlarını kullanırsa? Bu, Moskova’nın ‘kendi topraklarına meydana getirilen saldırıya’ ortak olan Şimal Atlantik Antlaşması Örgütü’ne (NATO) karşılık vermek zorunda kalacağı anlamına gelmez mi?

Şu anda birçok Rus uzman, gündemdeki birçok suali cevaplamamayı tercih ediyor. Sadece kati olan bir şey var ki, Putin’in cuma günü yapacağı konuşma işleri geri dönüşü olmayan bir noktaya götürecek. Bundan etkilenen bir tek, bölünme gerçeğiyle karşı karşıya olan Ukrayna yada 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez kıtadaki ülkelerin haritalarını değişiklik yapma düzeyinde açık bir ihlalle karşı karşıya olan Avrupa olmayacak.

Moskova’daki pek oldukça şahıs, Putin’in ülke içinde öfkeye yol açabilecek kararlar alma mevzusunda fazla ileri gitmeyeceğini düşünüyor. Başka bir deyişle Putin seferberlik, sıkıyönetim ve bu benzer biçimde meseleler üstünde oldukça durmayacak. Bunun yerine koruma talebinde bulunan Rus vatandaşlarına yardım etmenin insani anlamı ve tarihsel hak mevzuları üstünde daha çok duracak. Sadece her halükarda, Kremlin’in efendisi, bu sefer çatışmayı ihtimaller içinde yansımaları hemen hemen öngörülemeyen yeni bir yola sokmak için konuşmasını hazırlarken kendinden güvenli bir adım atıyor benzer biçimde görünüyor.

 

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

Şarku’l Avsat