Türkmen Dili Günü kutlaması | Independent Türkçe

27 Eylül 2022 0 Yazar:

Türkiye’de yaşayan Afganistan Türkmenleri ilk kez 24 Eylül günü, kendi dillerinin gününü coşkulu bir törenle kutladı.

2002 başlangıcında Afganistan’da kurulan cumhuriyet yönetiminin kabul etmiş olduğu yeni anayasada Türkmence, Türkmenlerin yaşamış olduğu bölgelerde yerel-resmi dil duyuru edilmiş ve 24 Eylül de Türkmen Dili Günü olarak belirleme edilmişti.

O zamandan beri 24 Eylül Afganistan’da tertipli olarak Türkmen Dili Günü olarak kutlanıyordu fakat Taliban’ın iktidara gelmesinden sonrasında her şey altüst olmuştu. 

Türkmen toplumunun yoğun olarak yaşamış olduğu Zeytinburnu’nda meydana getirilen törende Afgan-Türkmenlerinin önde gelen siyasetçileri, sivil cemiyet müesseselerinin yöneticileri birer konuşma ile Türkmenceyi korumanın önemine dikkat çekerken, genç kızlar da rengarenk elbiseleri ile Türkmence şiirler seslendirdiler. 

Türkiye’de yaşayan Türkistanlılar, bilhassa de Afgan Türkmenleri dillerini koruma mevzusunda büyük bir sorunla karşı karşıya.

Türkmence, bildiğiniz benzer biçimde, Türkçeye Azericeden sonrasında en yakın dil. Türkmence ile Türkçe içinde öylesine fazlaca ortak kelime var ki kimi zaman ayırmakta zorlanıyorsunuz ve iki nehrin bir noktada buluşup birbirine karışması benzer biçimde iç içe geçiyor. 

Türkiye’de yaşayan Türkmenlerin dil mevzusunda karşılaşmış olduğu bir başka sorun ise, kendi dillerinde hiçbir yayının yada eğitimin olmaması.

Bu ülkedeki Türkmenlerin başlıca eğitim ve yazışma dili Türkçe. Bu yüzden de Türkmence, her ortamda, hatta evlerde bile Türkçeye karşı zemin kaybediyor ve giderek sahneden çekiliyor. 
 

 

Bugün Türkiye’deki Türkmenlerin büyük çoğunluğu Türkçe-Türkmence karışık bir dil konuşuyor, bu dili Afganistan yada Türkmenistan benzer biçimde uzak ülkelerden gelen akrabalar kimi zaman anlamakta zorlanıyor.

Bir ara Zeytinburnu’nda bu mevzuya örnek olabilecek bir sohbete tanık olmuştum.

70 yaşlarındaki bir Afgan Türkmeni Türkmenistanlı akrabasıyla söyleşi ederken sık sık Türkçe olarak “kusura bakma” demiş, akrabası da bunu anlamamıştı.

Afgan Türkmeni ne kadar kendini zorlasa da “Kusura bakma”nın Türkmencesini hatırlayamamıştı.

Ben “Bu sözüng manıysı, ‘bağışla’ ya da ‘gatı görme’ diymek” şeklindeki Türkmence tercüme onun imdadına yetişmiştim. 

Yaşlı Türkmenlerin hali buysa gençlerinin durumu acaba iyi mi diyorsanız derhal anlatayım:

Türkiye’de yaşayan Afgan Türkmenlerinden 30 yaşın altındakilerin büyük çoğunlukla asla Türkmence bilmediklerini söylemek, abartı olmasa gerek.

Burada kast edilen, 1982’deki göç kafilesiyle gelen Türkmen ailelerinin evlatları elbet, kısaca Türkiye’de doğup büyüyenler. 

Türkmenler Türkiye’de kültürel olarak giderek dejenere olurken bundan kimse pek hastalık duymuyor.

Çocuklarıyla evde Türkmence yerine Türkçe konuşan bir dostum bunu, “Bu, bizim için bir asimilasyon değil, yalnız Türkmenlikten Türklüğe geçis, sonuçta ikisi de Türk” diyerek gerekçelendiriyor. 
 

 

Normal olarak Türkmence, bugünkü Türkçe’nin aslı ve aslı. Selçuklular ve Osmanlılar saray hayatına geçmeden ilkin çadırlarında Türkmence konuşurlardı.

Gazneliler, Akkoyunlular, Karakoyunlular da öyleki. Bugün Anadolu’nun el değmemiş bölgelerinde, bilhassa de Söğüt, Domaniç benzer biçimde yerlerde ve bazı İç Anadolu köylerinde bizim bugünkü Türkmence’ye fazlaca yakın bir üslupla konuşurlar.

Büyük Türkoloğ ve tarihçi rahmetli Faruk Sümer, Oğuzlar adlı kapsamlı eserinde Anadolu’daki Türkmenlerin izlerini sürmüş ve tüm bu tarz şeyleri detaylı bir halde derlemişti. 

Türkmenistan devleti maalesef, kendi sınırları dışındaki Türkmenlerle hiçbir şekilde ilgilenmediği benzer biçimde onların dillerini ve kültürlerini korumasına da destek olmuyor.

Nitekim, 24 Eylül günü Zeytinburnu’nda düzenlenen Türkmen Dili Günü törenine Türkmenistan’dan hiçbir resmi temsilci katılmadı.

Oysa Eyüpsultan’daki Türkmenistan Konsolosluğu, Zeytinburnu’na otomobille yalnız 15 dakikalık mesafede yer ediniyor.

Buna rağmen Kazakistan ve Kırgızistan, Türkiye’deki soydaşları için dil ve dutars kursları düzenliyor, onların etkinliklerine sanatçılar ve folklor ekipleri ve temsilciler göndererek etken bir halde katılıyor.
 

 

Sevindirici olan şu ki, Türkiye’de yaşayan Afgan Türkmenleri her mevzuda olduğu benzer biçimde kültürel mevzularda da giderek bilinçlenmeye başladı.

Son 20 yılda gerek Türkiye’de doğup büyüyen gerekse Afganistan’dan gelen beş bin civarında Türkmen genci Türkiye’de üniversite eğitimi görmüş oldu ve aralarından yüzlerce hekim, mühendis, avukat, polis, öğretmen, bankacı çıktı.

Ve bu eğitimli gençler, kendi dilleri, örf adetleri ve kültürlerine haiz çıkmaya başladı. Bugün Türkiye’de bu amaçla kurulan onlarca Türkmen derneği ve vakfı bulunuyor. 

Tüm bu sivil cemiyet müesseselerinin amacı, Türkiye ile kalben ve ruhen birleşmeyi ve gönül birliğini hedeflerken, geldikleri ata toprakları da unutmamak ve Orta Asya’nın tüm renklerini Anadolu’nun kalbinde canlı tutmak.

Aslına bakarsan bir zamanlar diyarı Rum denilen Anadolu’yu Türk’ün vatanı yapanlar da, bugünkü Orta Asya’dan kalkıp gelen Türkmen aşiretleri, kısaca bugünkü soydaşların ataları.

Öyleyse, Türk kültürünün özünü oluşturan Türkmen dilini ve örf adetlerini yaşatmak, gönlünde ayyıldız sevgisi olan her insanın görevi olmalı. 

 

 

*Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.