“Üç devrin aristokrat ailesi ve efsaneleşmiş reis Eleşref Beg” makalesindeki hata, yanlış informasyon yada tahrifat hakkında…

29 Ağustos 2022 0 Yazar: admin

Her ne kadar yazıyı araştırmacı yazar Tazebey Çakas’a mâl ederek kaleme almış olsanız da kişisel görüşüm odur ki yanlış bilgilerin kamuoyuna bu şekilde sunulması şahsınıza zamanı bir mesuliyet yüklemektedir.

Yazı geneli hakkında tüm olarak bir görüş belirtmek yerine, görüşlerimi maddeler halinde sıralamayı daha uygun buluyorum:
 

  • Eleşref Bey, Rus ordusu tarafınca görevden el çektirilmemiş, kendisi, kardeşi Eyüp Bey’in 1877-78 Savaşı’nda yapmış olduğu benzer biçimde, Osmanlı’ya sığınmıştır.
     
  • Eleşref Bey, Kazım Karabekir Paşa’yla Sarıkamış’taki komuta merkezinde görüşme yapar. Paltosunu çıkardığında üstünde Rus general üniforması vardır.
     
  • Eleşref Bey, 1915 senesinde “Torun Ailesi”nin zamanı görevinin sona erdiğine karar verir, halef atama etmez. Hamit Bey, tecim ve dış ilişkiler kabiliyeti olan bir şahsiyetti. Askeri bir konumu yoktu.
     
  • Eleşref Bey, Osmanlı Devleti sınırları içindeki Kürt Hamidiye Alayı beylerini, ağalarını ve şeyhlerini dikkate almamış, onlarla iş birliği yapmamış; hatta bir anlamda onların yaşam tarzını küçümsemiştir.
     
  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Keza Kürtlerin aşiret alayı olarak örgütlenmeleri, onları denetim edilemez bir güce dönüştürecektir.”

    Bu ifade yerini bulmuyor; zira Hamidiye Alayları’nı tekrardan canlandıran Kazım Karabekir Paşa’dır. Başına bela olacak bir gücü niçin ortaya çıkarsın ki?
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Iğdır ve çevresinin Türkiye’ye iştirak etmesi, Kars’ın kurtarılmasından bir yıl sonrasına (14 Kasım 1921) denk düşer.”

    Bu ifade de yanlıştır. Iğdır, 14 Kasım 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi sınırlarına dahil olmuştur.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Iğdır yöresinde Müslümanları temsilen bir komite oluşmuştur. Komite Hamit Bey (Eleşref Bey’in yeğeni) ile önde gelen Kürt şahsiyetlerinden Ali Mirze Bey, Haso Ağa, Yusuf Bey ve bir Azeri temsilciden oluşmuştur.”

    Bu da külliyen yanlış bir ifadedir. Haso Ağa, tam ismiyle Ahmet Hasso Ağa’dır. Doğubayazıt’ta Kotan Aşireti lideri Merhum Hüsrev Konyar’ın büyükbabası, İsa Bey’in babasıdır.

    Iğdır ve Doğubayazıt Kürtleri bir araya gelip, Ermeni Baron Haçador Ağa’ya mektup yazdıklarında bu mektubu dört Kürt lideri imzalar: Hamit (Güneş) Bey, Ali Mirze (Yiğit) Bey, Ahmet Hasso (Konyar) Bey ve Gur Hasso’nun kardeşi Şemkan aşiretinden Yusuf Ağa. Azeri adı yoktur.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Bu kontrolsüzlüğün bir başka sebebi de şudur: İngilizler, Bolşevik Devrimi’ne karşı direnen Çarlık yanlısı Beyaz Rus Ordusu komutanlarından Anton İ. Denikin birliklerine destek için Sürmeli çukurundaki (Iğdır ve çevresi) güçlerini göndermişlerdir. Dolayısıyla 1920 ile 1921 yılları aralığında ciddi bir denetim, askeri ve yönetimsel boşluk dünyaya gelmiştir.”  

    Bu ifadede külliyen yanlıştır. İngiliz askerleri asla Sürmeli Çukuruna (Iğdır’a) gelmemişlerdir. Iğdır, 14 Kasım 1920’de Büyük Millet Meclisi sınırları içine katıldığından iddia edilmiş olduğu benzer biçimde 1920-21 içinde herhangi bir otorite boşluğu yoktur.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “1925 yılı yazında Goruxan (Koruxan-Korhan) yaylasında bir dostuna konuk olan Eleşref Bey, oraya ziyarete giden jandarma  hudut tabur komutanından şöyleki bir informasyon edinmiştir vs vs.”

    Korhan köyü ve yaylası benim de mensubu olduğum Geloylu (Gêloî) Aşireti liderlerinden ve önde gelen isimlerinden Mihê Kazak dedemizin kontrolündeydi. İddia edilmiş olduğu benzer biçimde bir durum gelişmemiştir.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “1926’da unvanların yasaklanması ve soyadı kanunu çıkarılmıştır.”

    Doğrusunu isterseniz bu ifade tek başına büyük bir faciadır. Soyadı Kanunu 1934 senesinde çıkmıştır.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Gelgelim onun şahsıyla ilgili ciddi bir vaka, adeta sır benzer biçimde saklanmıştır. 1925 senesinde yürürlüğe giren Takrir-i Sükûn Kanunu (mecburi ikamet) kendisine 1926 senesinde bildiri edilmiştir. Sadece o, bu tebliği almamış ve kaçak duruma düşmüştür. Aynı yıl yörede Ağrı isyanı patlak vermiştir. Bu münasebetle benzer tebligatı almayı kabul etmeyen birçok aşiret ileri geleni dağa çıkmıştır.”

    Yazarın Ağrı Dağı İsyanı’nın niçin ortaya çıktığından haberi yok! 1926 Ağa ve Beyleri Sürgün Kanunu çıkarıldığında adı listede olup da affedilen tek isim Eleşref Bey’dir.

    Bunun sebebi de yaşlarının 90’nın üstünde olmasıdır. 1851 doğumlu bulunduğunu kabul etsek 1926’da Ali Mirze Bey benzer biçimde 75 yaşlarında olması gerekirdi.

    Oysa Ali Mirze Bey sürgüne gönderilmek istenmiş, İran’a firar etmiştir. Bu da gösteriyor ki Eleşref Bey 1851’den ilkin dünyaya gelmiştir.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Torunlar ailesinin bu isyana destek vermesi mevzusunda Eleşref Bey’in sağa sola haber gönderilmiş olduğu hep anlatılır.”

    Yanlış bilgidir. Eleşref Bey ve Hamit Bey, Ağrı Dağı İsyanına destek vermemişlerdir. Bir tek Kerem Bey, lojistik destek vermiştir.

    Daha ilkin söylediğim benzer biçimde, Eleşref Bey, şeyh, ağa takımından ve Hamidiye Alayları’ndan uzak duruyordu.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Adilcevaz doğumlu akademisyen Sedat Ulugana değindiği ‘Ağrı Kürt Direnişi ve Zilan Katliamı: 1926-1931’ başlıklı kitabında Ağrı ayaklanmasına katılan aşiretleri yazarken, Torunları, üçüncü sırada göstermiştir!”

    Bu ifadede yanlıştır. Iğdır’daki Torunlar fizyolojik olarak Ağrı Dağı İsyanında yer almamışlardır. Bir tek Kerem Bey, besin, ayakkabı benzer biçimde lojistik destek sunmuştur.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Van’daki Brukan aşiretinden Eliyê Evdirehman ise Şêx Zahar hakkında bir roman yazmıştır: ‘Şerê li Çiya û Şêx Zahır’ (Dağdaki Harp ve Şeyh Zahir) isminde romanda anlatılanlara bakılırsa; Yakın akrabası olan Şêx Zahar, Karahacılar köyünde dünyaya gelmiştir. İsyan esnasında Eleşref Bey’in desteği yardımıyla yörede epey tabanca ve adam sağlanmıştır.”

    Bu ifade çelişkilerle doludur. Eliyê Ebdilrehman 29.11. 1920 senesinde Van’a bağlı Bayrike köyünde dünyaya gelir.

    1926’da mensubu olduğu 4500 kişilik Brukî Aşiretiyle Sovyetlere göç eder. Şêx Zahar, Brukan aşireti mensubu değildir.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Anlaşıldığı suretiyle Eleşref Bey, ömrünün son yıllarında bir tek zengin bir aşiret reisi ve devlet nezdinde şüpheli biri değil; hakkında sürgün kanunu çıkmış olduğu ve Ağrı isyanına destek verdiği için aranır duruma düşmüştür.”

    Tamamen yanlış bir ifade! Eleşref Bey ne Ağrı Dağı İsyanına destek vermiştir ne de Sürgün Kanunu sebebiyle kaçak durumunda olmuştur. Yaşından dolayı sürgüne gönderilmemiştir.
     

  • Makalede şöyleki bir ifade var: “Şêx Zahar’ın HOYBUN merkez komitesine yazdığı raporlar…” Şêx Zahar, Xoybûn Cemiyetine rapor göndermemiştir. Yazışma işleri Numan Efendi’nin uhdesindeydi.

    Eliyê Ebdilrehman 6 yaşlarında, 1926’da aşiretiyle Nahcivan’a gider. 1926’da Ağrı Dağı İsyanı hemen hemen adım atmıştır.

  • İnanın, yazacak daha oldukça şey var fakat yoruldum.

    *Bu makalede yer edinen fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.